Son Yazılar

Son Yazılar
Browsing Category "Doğal Ürünler"

Bulgur, Vegan dostu bir yiyecek

- 3 Eylül 2020 Perşembe No Comments
Çok lezzetli bir tahıl olmasının yanı sıra çok sağlıklı da bir gıda olan bulgur, Veganların tercih ettiği yiyeceklerin başında geliyor.

Et tüketmemenin yanında ayrıca hayvanların ürettiği yumurta, süt, bal vb. ürünleri de yemeyen Veganlar, hayvansal beslenme ürünlerine muadil yiyecekleri tercih ediyor. Bakliyatın çokça kullanıldığı mutfağımızda protein içeren lezzetli tarifler bulmak hiç de zor değil.

Bu nedenle çok lezzetli bir tahıl olmasının yanı sıra çok sağlıklı da bir gıda olan bulgur, Veganların tercih ettiği yiyeceklerin başında geliyor. Vegan dostu bir yiyecek olan bulgur, yüksek protein, lif ve B vitaminleri bakımından zengin, aynı zamanda düşük glisemik indekse sahip.

Duru Bulgur olarak Veganlara yemek yerken kendilerini mutlu ve huzurlu hissedecekleri üç nefis yemek öneriyoruz. Üstelik bu yemekler yüksek protein, lif ve B vitaminleri bakımından zengin, aynı zamanda düşük glisemik indekse sahip bulgurla hazırlanıyor.

Keyifle tüketmeniz dileğiyle…

Duru Bulgur'dan Vegan Tarifler

Bulgurlu Sakız Kabağı Dolması Tarifi


Malzemeler:
1 Bardak Başbaşı Bulgur
3 Bardak Su
½ Çay Kaşığı Deniz Tuzu
4 Adet Yaz Kabağı
1 Adet Soğan
1 Çay Kaşığı Susam Yağı
1 Yemek Kaşığı Riviera Zeytinyağı
1 Çay Kaşığı Taze Nane
1 Çay Kaşığı Taze Fesleğen
1 Çay Kaşığı Doğranmış Maydanoz
1 Yemek Kaşığı Ayçiçek Yağı

Bulgurlu Sakız Kabağı Dolması Hazırlanışı:
Kabakların üst kısımlarını keserek kapak hazırlayın ve içlerini oyun.

Bulguru su ve tuzla suyunu çekene kadar yaklaşık 15-20 dakika pişirin.

Oyduğunuz kabaklardan sadece birinin içini, soğanla birlikte ince ince kıydıktan sonra susam ve ayçiçek yağı karışımından sote edin.

Pişirmiş olduğunuz bulgurla karıştırın, baharatları ekleyin ve hazırladığınız harçla kabakların içini doldurun.

Kestiğiniz kapaklarla dolmaların üzerini kapatın, aksi halde bulgurlar yanar.

Kabakların her tarafını fırça yardımıyla yağ sürün ve 300 dereceye ayarlanmış fırında 45 dakika pişirin.

Afiyet olsun.

Baharatlı Elmalı Bulgur Tarifi

Malzemeler
2 Yemek Kaşığı Zeytinyağı
1 Adet Orta Boy Soğan (doğranmış)
1 Diş Sarımsak (doğranmış)
2 Çay Kaşığı Ezilmiş Taze Zencefil
1 Bardak İri Pilavlık Bulgur
1/4 Çay Kaşığı Tarçın
3 Bardak Tavuk Suyu
1 Adet Orta Boy Elma
1/2 Bardak Kuru Sarı Üzüm

Baharatlı Elmalı Bulgur Hazırlanışı:
Zeytinyağını orta sıcaklıkta ısıtın. Soğanı, sarımsağı ve zencefili ekleyin. Soğanlar yumuşayana kadar 5 dakika karıştırarak pişirin. Bulguru ekleyin ve kızarana kadar 3 dakika karıştırın.

Tarçını ve tavuk suyunu ekleyip kaynamaya bırakın. Ocağın altını kısın, kapağını örtün ve bulguru yumuşayıp suyu çekilene kadar 15 dakika kaynatın.

Bu arada son olarak elmayı dilimleyin. Elma ve kuru üzümleri bulgurun içine karıştırın, kapağı örtün ve 2 dakika kadar daha pişirdikten sonra ocaktan alın.

Afiyet olsun.

Ağız kokusuna 10 doğal çözüm

- 24 Şubat 2020 Pazartesi No Comments
"Ağız kokusu yaşayan insanlar bırakın gülümsemeyi, konuşmak dahi istemezler" diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, "Çözüm aslında çok basit. Hemen mutfağınıza gidin ve bu besinlerden birisi ile ağız kokunuzu çözün" diyor!

Dişlerinizi fırçalayamayacağınız bir ortamdaysanız veya dişlerinizi fırçalamanıza rağmen koku bir türlü azalmıyorsa, işte size basit ve etkili doğal çözümler… Diş Hekimi Pertev Kökdemir, ağız kokusuna çare olabilecekler hakkında bilgi verdi:

Peynir: Yapılan araştırmalar yemekten hemen sonra yenilen peynirin, ağız ortamındaki asit düzeyini azalttığını ve bu sayede çürük oluşumunu engellediğini gösteriyor. Ayrıca peynir yemek, koku oluşumunun da önüne geçiyor.

Elma, armut, havuç: Bu besinler, içerdikleri lif sayesinde tükürüğü temizler, nefesi tazelerler.

Limon: Sade sodanın içine limon dilimleri atıp sodanız bitince bu limon dilimlerini yiyebilirsiniz. Ayrıca mentollü veya limon aromalı şekerlerden de tüketebilirsiniz.

Nane-maydanoz: Çiğ olarak tüketeceğiniz birkaç yaprak nane veya birkaç dal maydanoz, nefesinizi doğal olarak temizlemede etkilidir.

Kahve: Ağız boşluğunda yaşayan bakterilerin artıkları olan sülfürlü bileşikler kötü kokuya yol açar. Kahve çekirdeği çiğnemek ise sülfür bileşenlerini ortadan kaldırır. Yemeklerden sonra Türk Kahvesi içmek de kokuya karşı etkilidir.

Karanfil: Karanfil çiğnemek, herkesin bildiği en etkili ve en ucuz ağız kokusu giderme yöntemlerinden birisidir.

Yoğurt: Probiyotiklerden zengin her türlü yiyecek ve içecek (özellikle de yoğurt) düzenli tüketildiğinde ağız kokusunu azaltmada önemli bir yer tutar.

Çinkolu sakız: Çinkolu diş macunu, çinkolu sakız gibi çinko içeren ürünler ağız kokusunu yok eder. Dişlerinizi fırçalayamadığınız anlarda çinkolu sakızdan faydalanın.

Tarçın: Tarçın çiğnemenin veya tarçınlı içecekler tüketmenin ağızdaki bakterilerle mücadelede işe yarayabileceği biliniyor.

Bol su içmek: Sık ve bol su içmek, ağız kokusunu azaltmada etkilidir. Bol su içmek, özellikle tükürüksel ağız kokusunu önlemeye yardımcı olur.

Antibiyotik kullanırken beslenme

- 13 Şubat 2020 Perşembe No Comments
Gıda, beslenme ve sağlık konularında geliştirdiği projelerle toplum sağlığının geleceği için çalışan Sabri Ülker Vakfı, antibiyotik kullanımı sırasında beslenmenin önemine dikkat çekiyor. 

Antibiyotiklerin bağırsaklardaki bakteri dengesinde değişime yol açabileceğinin altını çizen Sabri Ülker Vakfı, antibiyotik kullanırken nasıl beslenilmesi gerektiğine dair önemli bilgiler paylaşıyor.

Kurulduğu 2009 yılından bu yana sağlıklı yaşam bilincinin gelişmesine katkı sağlamak, toplumu beslenme ve sağlık alanlarında bilimsel ve güvenilir bilgiyle aydınlatmak üzere birçok projeyi hayata geçiren Sabri Ülker Vakfı, bakteriyel enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılan antibiyotikler ve beslenme ilişkisine dikkat çekiyor. Antibiyotik kullanımının bağırsaklarda yaşayan yararlı bakterilerin sayısının azalmasına, yararlı ve zararlı bakteriler arasındaki dengenin değişmesine yol açabileceğinin altını çizen Sabri Ülker Vakfı, bu noktada doğru beslenmenin son derece önemli olduğunu hatırlatıyor. Vakıf, antibiyotik kullanırken beslenmede dikkat edilmesi gereken noktalara ilişkin önemli bilgiler paylaşıyor.

Antibiyotiklerin her tür soğuk algınlığı durumunda hekime danışılmadan kullanılmasının sıkça yapılan hatalardan biri olduğunu hatırlatan Sabri Ülker Vakfı, gereksiz antibiyotik kullanımının sağlığı olumsuz etkileyebileceğine ve antibiyotik direncine yol açabileceğinin de altını çiziyor. Vakıf, bu nedenle antibiyotiklerin mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Herhangi bir bakteriyel enfeksiyonu önlemek için kullanılan antibiyotikler, bağırsaklarda yaşayan diğer bakterilerin de sağ kalımlarını etkileyebiliyor. Antibiyotik kullanımı böyle bir durum neden olduğunda genellikle mide bulantısı, ishal, iştah kaybı gibi gastrointestinal belirtiler ortaya çıkabiliyor. Antibiyotik kullanırken yan etkilerin azaltılması ve antibiyotik tedavisi sonrası bağırsaklardaki bakteri dengesinin geri kazanılması son derece önemli. Antibiyotik kullanımı sırasında yeterli ve dengeli beslenmenin yan etkileri önlemeye ve iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olabileceğinin altı çiziliyor. Antibiyotik kullanımı sırasında ve sonraki dönemde özellikle probiyotik ve prebiyotikler, K vitamini, posa ve liften zengin besinler büyük önem taşıyor.

Probiyotik ve prebiyotikler: Antibiyotik kullanımının bir sonucu olarak bağırsaklardaki yararlı bakterilerinin sayısı azaldığı için zararlı organizmalar çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle antibiyotik kullanımı söz konusu olduğunda, probiyotik besinlerin de tüketilmesi öneriliyor. Probiyotik bakterilerden laktik asit bakterilerini içeren yoğurt, peynir, kefir, tarhana ve turşu gibi fermente besin tüketimi, antibiyotik kullanımı sonrası değişen bakteri dengesinin yeniden kazanılması ve yan etkilerin azaltılmasında etkili olabiliyor.

Prebiyotikler bağırsaklardaki probiyotiklerin besinidir ve sindirilmeyen besin bileşenleridir. Dolayısıyla bağırsaklarda canlı bakterilerin sağlık etkilerinden faydalanabilmek için beslenmede prebiyotik besin kaynaklarına da yer verilmesi gerekiyor. Hindiba, enginar, yulaf, soğan, muz ve kuşkonmaz gibi prebiyotik besinler, probiyotik besinlerle birlikte tüketildiğinde antibiyotik kullanımı sonrasında bağırsaklardaki dengeyi geri kazanmaya yardımcı olabiliyor.

K vitamini: Bazı bağırsak bakterileri vücutta kanın pıhtılaşmasında görev alan K vitaminini üretir. Antibiyotik kullanımı bağırsaktaki bakteri dengesini bozduğu için uzun süreli antibiyotik kullanımlarında K vitamini eksikliği de görülebiliyor. Antibiyotik kullanımında ve sonraki dönemde iyi bir K vitamini kaynağı olan koyu yeşil yapraklı sebzelerden zengin besinler tüketilmesi faydalı oluyor.

Posa/Lif: Posadan zengin besinler antibiyotiklerin vücutta kullanımını etkileyebiliyor. Besin öğesi-ilaç etkileşimi olmaması için antibiyotik aldıktan hemen sonra meyve ve sebzeler gibi posa içeriği yüksek besinlerin tercih edilmemesi öneriliyor. Ancak antibiyotik tedavisi tamamladıktan sonra, posa ve liften zengin beslenmek yararlı bakterileri geri kazanmaya ve sindirim sistemini desteklemeye yardımcı oluyor.

Eklem ağrılarının ilacı kemikli et suyu

- 4 Eylül 2019 Çarşamba 1 Comment
Günümüzün en sık şikayet edilen sağlık sorunlarından biri olan bel, omuz, bilek ve diz ağrılarına yol açan nedenlerin başında aşırı kilo, hareketsiz yaşam şekli ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmenin geldiğine dikkat çeken Dr. Sinan Akkurt, bu üç etkenin de birbirini tetiklediğini savundu. 

"Yanlış beslendikçe kilo alıyoruz, kilo aldıkça hareketsizleşiyoruz. Kemik suyu, sakatatlar gibi kemik, kıkırdak, kas ve tendonlarımızın ana ihtiyaç maddelerini unuttuk." dedi. Dr. Akkurt, özellikle eklem ağrıları olanlara kolajen, kalsiyum ve hiyalüronik asit kazanmaları için kemikli et ve sakatat tüketmelerini önerdi.

Eklem ağrılarının aşırı ağırlık kaldırmaya, bilgisayar / televizyon başında saatlerce hareketsiz oturmaya, genel olarak hareketsiz bir yaşam şekli benimsemeye ya da yaşa bağlı olarak da artabileceğini dile getiren Dr. Akkurt, uzun süre geçmeyen ve belli bir bölgede yoğunlaşan ağrılarda doktora başvurulması gerektiğini söyledi. "Eklemlerimiz bir yandan iyi beslenmeme yüzünden zayıflarken, diğer yandan alınan fazla kilolar nedeniyle aşırı yüke maruz kalıyorlar. Bir anda aklımıza spor yapmak gelip de ilk iş koşuya başladığımızda onları daha fazla yaralıyoruz." diyen Dr. Akkurt, sözlerini şöyle sürdürdü: "En faydalısı genç ineğin kaval kemiğinde bulunan kemik iliğidir. Kemik iliği kemiğin içinde bulanan, yağa benzer, beyaz, atalarımızın sofralarından eksik etmediği ama bizim unuttuğumuz bir maddedir. Kaynatılarak suyu tüketildiğinde vücudumuza müthiş bir destek sağlar. 500-1000 kiloluk hayvanı ayakta tutan bu madde bizi de ayakta tutacaktır."

Kemik iliğinin faydalarının saymakla bitmeyeceğini öne süren Dr. Akkurt, yaşlanmaya bağlı diz kapaklarındaki sıvı eksikliği, kemik erimeleri, eklem ağrıları, kış hastalıkları, saç dökülmeleri, ameliyat yaraları, kırık, çıkıklarla mücadelede çok büyük destek olduğunu vurguladı.

Isınmadan spora başlamayın

Eklem ağrıları ile mücadelede inek sütü yerine keçi sütünden mamül yoğurt, peynir, kefir, yeşil yapraklı taze sebzeler, yeşil çay, badem, balık, yumurta gibi besinlerin de şifalı olacağına değinen Dr. Akkurt, inek sütü, buğday ve şekerden uzak durulması gerektiğinin altını çizdi.

Hareketli bir yaşam için illa akla ilk olarak koşu ya da ağırlık kaldırmanın gelmesinin de yanlış olduğunu kaydeden Dr. Akkurt, günlük yarım saatlik açık hava yürüyüşlerinin, asansör yerine merdiven tercih etmenin, gideceğimiz yerden bir durak önce inip bunu yürüyüş fırsatına çevirmenin başlangıç için yeterli olacağını söyledi.

Eklem ağrılarının tedavisinde ilaç ve cerrahi uygulamaların yanı sıra doktor gözetiminde kaplıca suyunun kullanılabileceğini, PRP ve biorezonans metodundan yararlanılabileceğini ifade etti.

Uykusuzluğunuza derman olacak 5 besin…

- 28 Ağustos 2019 Çarşamba No Comments
Yoğun bir iş temponuz var, işten eve yorgun geliyorsunuz. Uyumanız için tüm koşullar da hazır ama uyuyamıyorsunuz. Yurtdışında yapılan bir araştırmaya göre magnezyum eksikliği uykusuzluğun bilinmeyen nedenlerinden biri. Bu durumda yardımınıza magnezyumdan zengin gıdalar yetişebilir.

Hastane Derindere Beslenme ve Diyet Uzmanı Meltem Şeniz Toksoy'dan uykusuzluğa da iyi gelen magnezyumdan zengin besinleri öğrendik.

Ispanak: 100 gram başına 79 mg magnezyum içeren ıspanağı mümkün olduğunca yemeklerinize dahil etmeye çalışın. Özellikle çiğ hali daha fazla magnezyum barındırır. Hamile ve emziren anneler için de çok iyi bir magnezyum kaynağıdır. Ispanağın yanı sıra yeşil yapraklı bütün sebzeler lif, folat, potasyum ve A, C, E ve K vitaminleri açısından da zengindir.

Çikolata: Herkesin hayatına dahil etmek istediği ancak diyetini bozma korkusuyla kaçındığı çikolatanın özellikle kadınlarda menstrüasyon dönemlerinin vazgeçilmez krizi haline geldiğini; bu krizi kakao oranı %60 ve üzerinde olan bitter çikolatayla daha az kalori daha çok yararla atlatabileceğinizi biliyor muydunuz?

Kabak Çekirdeği: Kabak çekirdeği, magnezyumun lezzetli ve besleyici bir kaynağıdır. 1 su bardağı kabak çekirdeği günlük magnezyum ihtiyacının %50'sini karşılar. Kabak çekirdeği tohumları 100 gram başına 262 mg'lık kuyruklu bir tohum içerir. Önceden paketlenmiş balkabağı tohumları satın alabileceğiniz gibi balkabağının kendisinden de elde edebilirsiniz. Sadece tohumları dışarı çıkarın, yıkayın ve sonra fırın içinde tarçın ve tuz ile istediğiniz seviyede kızartın. Tohumlarınız hazır olduktan sonra onları toz haline getirerek tatlılarınıza ve yemeklerinize ekleyebilirsiniz.

Avokado: Her besinle karıştırıldığında tat olarak uyum sağlayabilen avokado, sağlıklı yağların mükemmel bir kaynağıdır. 100 gram başına 29 mg magnezyum içerir.

Esmer pirinç: Bütün tahıllar, magnezyum içeriği ile bilinirler; ancak az miktarda tahıl ürünü, kahverengi pirinç kadar sağlıklıdır. Her 100 gram başına 43 mg magnezyum içerir. Glutensizdir, bu nedenle gluten hassasiyetine sahip olanlar için bile iyi bir alternatif olabilir. Ayrıca lif ve protein bakımından zengindir, hemen hemen her yemeğe uygundur. Yemeklerin magnezyum içeriğini artırmak için haftada birkaç öğün kahverengi pirinç ekleyebilirsiniz.

Beslenme trendlerinde değişim

- 9 Temmuz 2019 Salı No Comments
Sağlıklı yaşam ve beslenme trendleri her yıl gelişerek değişiyor. İçinde bulunduğumuz dönemde toplum, beslenmenin sağlık üzerindeki etkisinin daha çok farkında ve her geçen gün daha sağlıklı gıdalara yöneliyor. 

Herbalife Beslenme Danışma Kurulu Üyesi Doç. İsmet Tamer, 2018'de omega-3 yönünden zengin balık yağı, keten tohumu ve çörek otu yağları, enginar ve sarımsak ekstreleri ile beta-glukandan zengin yulaf gibi besinlerin öne çıkacağını söylüyor

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp ve damar hastalıkları ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bunun bilincinde olan insanlar da aşırı kiloyu, obeziteyi, kan şekerini ve dolayısıyla kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyen yaşam tarzı ve beslenmeden uzak durmak, faydalı besinleri de günlük diyetlerine katmak istiyorlar. Bu nedenle 2018'de omega-3 yönünden zengin balık yağı, keten tohumu ve çörek otu yağları, enginar ve sarımsak ekstreleri ile beta-glukandan zengin yulaf revaçta olacak gibi gözüküyor.

Bitkisel protein trendi

Yükselen bir diğer trend, bitkisel proteinler olacak. Kalp sağlığını olumsuz etkilediği öne sürülen hayvansal yağların yerini bitkisel ürünler alacak. Bezelye, yeşil mercimek ve diğer baklagiller, yüksek miktarda içerdikleri kaliteli bitkisel proteinin yanı sıra zengin lif, vitamin ve mineral gibi kompleks içerikleri ile geçen yıl et sıkıntısı yaşayan ülkemizde sıklıkla tercih edilecekler.

Sıvı detoks yöntemleri geride kaldı

Son yıllarda moda haline gelen bir detoks yöntemi, olarak günlerce sıvı gıdalarla, sadece taze sıkılmış meyve ve sebze suları ile beslenerek hem toksinlerden arınmak, hem de fazla kilolardan kurtulma eğilimi bu yıl tercih edilmeyecek gibi. Zira bu tip bir beslenme biçimiyle vücudun günlük elzem olan ihtiyaçları bir müddet sonra karşılanamadığı gibi, yüksek miktarda meyve şekerinin yarattığı şeker düzensizlikleri de sorun yaratabilir. 2018'de bu yöntem yerini birbirinden çeşitli ve antioksidan özellikli meyve ve sebze parçacıkları ve püreleri ile zenginleştirilmiş, ayrıca yeterli protein de içeren ve kıvamı sayesinde uzun süre tokluk hissi veren shake ve smoothie'lere bırakacak gibi görünüyor. Ünlüler çoktan bu yönteme geçmeye başladılar bile!

Tatlı, depresyon eğilimini artırıyor!

Depresyona tatlıyla çözüm arama dönemi bitiyor! Bilimsel çalışmalar, glisemik indeksi yüksek, yani kan şekerini hızlı yükselten besinlerin, bilinenin aksine, özellikle menopozdaki kadınlarda depresyona eğilimi artırdıklarını gösterdi. Uzmanlar, canınız tatlı çektiğinde bir avuç ceviz, badem, erik ve kayısı kurusunu bir kase yarım yağlı yoğurda katıp tüketmenizi öneriyor. Taze hazırlanmış bir kase renkli sebzeler ile hazırlanmış salataya iki kaşık tam yağlı beyaz peynir rendeleyip avokado yağı ve elma sirkesi ekledikten sonra, bir dilim kızartılmış tam buğday ekmeği ile tüketmek de sadece tatlı hevesinizi değil, neredeyse bir öğün beslenme ihtiyacınızı karşılayacaktır.

Sindirim sistemini destekleyin

2018, sindirim sistemini destekleyen besinlerin, antioksidan, inflamasyona ve kansere karşı koruyucu olduğuna inanılan besinlerin yılı. Sağlıklı yaşamak isteyen herkes, bu yıl boş şeker yüklü gıdalardan uzak duracak; elma sirkesi gibi kan şekerini kontrol etmeye yardımcı besinleri ve az miktarda hücre bozulmasına karşı koruyucu tam yağlı süt ürünlerini tercih edecekler. Zira bu ürünler içerdiği konjuge linoleik asit (CLA) sayesinde kansere sebep olan hücre bozulmasına karşı koruyucu özellikte.

Probiyotiklerin yılı!

Yoğurt ve kefir gibi probiyotikler bu yıl baş tacı olacak! Antibiyotiklere dirençli enfeksiyonların, kronik hastalıkların giderek yaygınlaştığı günümüzde, probiyotikler vücudumuza sağladıkları yararlı bakteriler sayesinde bağışıklık sistemimizi doping etkisi yaparak koruyor ve güçlendiriyorlar. Bu etkinin kalıcı olabilmesi ise sizin düzenli olarak probiyotik tüketiyor olmanıza bağlı.

GDO'suz ürünler zirve yapacak

Hafızayı güçlendiren, beynin bilişsel fonksiyonlarını geliştiren maddelere "nootropik maddeler" deniyor. Eskiden eczane raflarında bulunan bu maddeler, ceviz, badem ve diğer kabuklu yemişler ile omega-3 içeren besinler ve besin destekleri sayesinde artık sofralarımızda yer alacaklar. Genetiği değiştirilmemiş (GDOsuz) ve organik etiketli ürünlerin, bu yıl zirveye tırmanacağına inanılıyor. Ancak bu ürünlerin hem ayırıcı özellikleri ile etiketlenmeleri, hem de uygun bir fiyat aralığında piyasaya sunulmaları gerekiyor ki tüketiciler için ulaşılabilir hale gelsinler.

Veganlar için sağlıklı 7 beslenme önerisi

- 5 Mayıs 2019 Pazar No Comments
Son yılların en dikkat çeken beslenme akımlarından biri olan vegan beslenmeyi seçenlerin sayısı tüm dünyada artmaya devam ediyor. 

Hayvansal kökenli gıdaları ve hayvansal kaynaklı diğer gıda katkılarını da içermeyen vegan beslenmenin sağlığa etkileri ile ilgili tartışmalar sürerken Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu Dünya Vegan Günü kapsamında açıklamalar yaptı. Diyetisyen Mumcu, "Vegan diyetler pek çok besin ögesini içerse de kimi besin öğeleri açısından yeterli değil" diyerek vegan beslenmenin sağlıklı yollarını açıkladı.

Beslenme düzenlerinde bal, süt ürünleri, yumurta dahil hayvansal kaynaklı gıdaların hiçbirine yer vermeyen veganların sayıları her geçen gün artıyor. 1 Kasım Dünya Vegan Günü kapsamında, yalnızca bitkisel besinlerin tüketildiği bu beslenme tarzı ile ilgili konuşan Sodexo Entegre Hizmet Yönetimi Sağlıklı Yaşam Yöneticisi Diyetisyen Sibel Mumcu, "Vegan beslenenlerin bitkisel besin tercihleri de farklı inanışlara göre şekilleniyor. Bazı veganların beslenmesinde sadece sebze, meyve, tahıl ve kuru baklagiller yer alırken bazıları sadece tahıl ürünleriyle beslenir. Yalnızca meyve ve botanik olarak meyve sayılan sebzelerle beslenen gruplar var. Besleyicilik değerinin kaybolacağına inandıkları için besinleri pişirmeden, çiğ tüketen Ravistler ve arıdan elde edildiği için balı, kemikten elde edildiği için jelatini, süt içeriyorsa çikolatayı dahi tüketmeyen daha radikal bir grup da var" dedi. Vegan diyetlerin pek çok besin ögesini içerse de kimi besin öğeleri açısından yeterli olmayacağını belirten Diyetisyen Mumcu, önerilerini paylaştı.

B12 takviyesi gerekebilir

Bitkisel besinler B12 içermedikleri için et tüketmeyen bu grupta B12 vitamini alımı yetersiz kalır. Su yosunları ve soya fasulyesinden fermentasyon ile elde edilen tempeh gibi bitkisel besinlerin B12 içerdiğine dair bilgiler bulunuyor. Ancak bu besinlerde yer alan B12'nin etkisiz olduğu ya da B12 emilimini engelleyen bir yapı içerdiği konusunda tartışmalar sürüyor. Bu nedenle vegan tipi beslenen bireyler B12 açısından desteğe ihtiyaç duyabilirler.

Kalsiyum kaynakları olmazsa olmaz

Kemik sağlığı açısından en önemli mineral olan kalsiyum alımı da veganlarda düşük kalır. Veganlar biyoyararlığı yüksek hayvansal kaynaklı kalsiyum kaynaklarını tüketmedikleri için her ne kadar kalsiyumdan zengin koyu yeşil yapraklı sebzeleri tüketseler de vücut bu sebzelerdeki kalsiyumdan yeterince yararlanamaz. Bu sebeple veganlar iyi kalsiyum kaynakları arasında gösterilen baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, susam, tahin, incir gibi besinleri diyetlerinde mutlaka bulundurmalıdırlar.

Balık yerine keten tohumu

Balık tüketmeyen bir veganın diyetinde omega-3 yağ alımını desteklemek için günde 2 porsiyon keten tohumu veya yağı, ceviz, semizotu gibi omega-3 kaynakları bulunması önerilir.

Beslenmeye C vitamini kaynakları eklenmeli

Vücudumuz hayvansal kaynaklı besinlerdeki demiri bitkisel kaynaklı besinlerdeki demire göre daha aktif kullanır. Bu da vegan beslenmede bitkisel kaynaklardan alınan demirin yetersiz kalmasına neden olabilir. Bitkisel kaynaklı besinlerdeki demirden yeterince iyi faydalanmak için beslenmede C vitamini kaynaklarının yeterli düzeyde bulunması önemlidir.

Kuru baklagil ve tahıllar birlikte tüketilmeli

Kuru baklagil ve yağlı tohumlar veganlar için iyi protein kaynağıdır ve kolesterol içermezler. Ayrıca kompleks karbonhidratlar ve posa yönünden de iyi birer kaynak olan kuru baklagiller ile tahıl kaynaklarının birlikte tüketilmesi, vücudun her iki besin grubundaki proteinden daha iyi faydalanmasını sağlar.

Fıstık ezmesi ve tahin protein kaynağı

Yağlı tohumlar ise hem yağları (yerfıstığı yağı) hem de tohumlarından elde edilen sürülebilen ezmeleri (tahin veya yer fıstığı ezmesi) ile protein ihtiyacına önemli katkıda bulunurlar. Ancak yüksek yağlı yapıları nedeniyle tüketilen miktara dikkat etmek gerekir.

Sebze- meyve çeşitliliği önemli

Sebze ve meyveler tüm vitamin, mineral ve biyoaktif bileşiklerden zengindirler ve her biri bunları farklı miktarlarda içerir. Bu nedenle her çeşit sebze ve meyvenin beslenme düzeni içinde yer alması ve yeterli miktarlarda mevsiminde tüketilmesi önemlidir.

Acai üzümünün 5 etkileyici faydası

- 29 Mart 2019 Cuma No Comments
Acai üzümü 2,5 cm çapı olan yuvarlak bir meyvedir ve yağmur ormanlarında palmiye ağaçlarında yetişir. Koyu mor renktedir ve kabuğundan dışarı çıkan sarı bir çekirdeği vardır çünkü onların çekirdeği çıkarılır.

Teknik olarak berry denilen yumuşak meyve kategorisine girmezler çekirdekli sert meyvedirler yine de berry olarak bilinirler.

Amazon yağmur ormanlarında genellikle yemeğin yanında tüketilirler.
Bu acai üzümlerini, yenilebilir hale getirebilmek için öncelikle dışlarını sırılsıklam ıslatırlar ve sonra ezip lapa haline getirirler.

Tadı genel olarak böğürtlen ve şekersiz çikolata gibi tanımlanır.
Taze acai üzümlerinin çok kısa raf ömürleri vardır ve büyüdükleri yerin dışında taze kalamazlar.
Buzlu meyve püresi, kurumuş toz ve preslenmiş meyve suyu olarak satılırlar.

Acai üzümleri ayrıca gıda ürünlerinde tatlandırıcı olarak kullanılır, acai yağı içeren vücut kremi gibi bazı besin olmayan ürünlerde de kullanılır.
Özetle acai üzümleri amazon yağmur ormanlarında palmiye ağaçlarında büyür. Yemek yemeden önce işlenir.

Besin yoğunluğu
Acai üzümünün herhangi bir meyveye göre eşsiz bir besin profili vardır, yüksek yağ oranı ve düşük şeker içeriği vardır.
100 gram acai üzümü posası
Kalori:70
Yağ:5 gr
Doymamış yağ:1.5 gr
Karbonhidrat:4 gr
Şeker:2 gr
Lif:2 gr
A vitamini: Günlük alınması gerekenini yüzde 15'i
Kalsiyum: Günlük alınması gerekenin yüzde 2'si

En dikkate değer özelliği koyu mor rengini veren içindeki bulunan antosiyaninlerdir. Bunlar antioksidandır.

Özetle acai üzümü sağlıklı yağ içerir ve şeker oranı düşüktür antosiyanin içerir, içinde bolca mineral vardır.

Antioksidan Yüklemesi
Antioksidanlar vücutta bulunan serbest radikalleri nötrleştirdiği için çok önemlidir.
Eğer antioksidanlar serbest radikalleri nötrleştirmezlerse, onlar hücrelere zarar verirler ve diyabet, kanser, kalp hastalığı gibi çeşitli hastalıkların çıkmasına yol açarlar.
Besinin antioksidan içeriği tipik olarak oksijen radikal emme kapasitesi (ORAC) ile ölçülür.
Acai üzümünün posasında ve püresinden antioksidan bakımından daha çok faydalanılır çünkü bağırsaktan bu şekilde daha iyi emilir.
Özetle acai üzümü antioksidan bakımından inanılmaz bir şekilde zengindir yaban mersininden 3 kat daha fazla içerir.

Acai Üzümü Kolesterol Seviyesini Geliştir
Hayvanlarda LDL'yi ve total kolesterolü düşürdüğü için kolesterol seviyesini geliştirmeye yardım eder ve aynı etkiler insanda da mümkündür.
Ayrıca acai üzümü kolesterolün emilmesini önleyen sterol içerir.
Özetle çoğu hayvan deneylerinde ve en az bir insan bazlı deneyde acai üzümünün kandaki kolesterol seviyesini düşürmeye yardım ettiği gözlenmiştir.

Anti kanser etkisi vardır
Hiçbir besin kansere karşı büyülü bir kalkan değildir ancak bazı besinler kanser hücrelerinimn üremesini ve dağılmasını durdurur.
Araştırmacılara göre acai üzümünün ileride kanser tedavisinde kullanılacağı düşünülmektedir ancak henüz insan için yeterli araştırma ve kanıtlar yoktur.
Özetle acai üzümü araştırmalara göre potansiyel bir anti kanser ajanıdır ancak insanları daha çok çalışma gerekmektedir.

Beyin Fonksiyonunu Geliştirir
Acai üzümünün içindeki bileşenler ayrıca beyninizi yaşınız ilerledikçe oluşan zarardan korur.
Acai üzümünün antioksidan etkisi öğrenme ve hafıza kısmındaki beyin hücrelerinin iflamasyonunun ve oksidasyonunun etkilerini yok eder.
Beyini sağlıklı tutmanın bir yolu da beyni toksik hücrelerden korumak veya çok uzun çalıştırmamaktır bu sürece otofaji denir gelir bu yeni sinirlerin oluşmasına neden olur ve beyin hücreleri ile arasındaki iletişimi güçlendirir.
Yaş ilerledikçe bu süreç yavaşlar, fakat acai üzümünün ekstratı bu sürecin canlanmasına yardımcı olur.

Acai Üzümünün Olası Engelleri
Acai üzümü çok sağlıklı olması antioksidandan zengin olmasına rağmen tamamını yemeyi engelleyen sebepleri vardır.
Sağlığa kötü anlamda etkileri düşüktür.
Ayrıca eğer işlenmemiş acai üzümü posası alırsanız mutlaka içindekileri kontrol etmelisiniz.
Bazılarına çok fazla sayıda şeker eklenmektedir.
Özetle çoğu anlamda acai üzümü sağlığa faydalı bir meyvedir ancak bazı engelleri vardır. İçine katılmış şeker oranına dikkat edilmelidir.

Acai Üzümü Yemenin Yolları
Acai üzümünün tazesinin raf ömrü çok kısa olduğu için genelde püre,meyve suyu ve toz şeklinde bulunur.
Meyve suyu antioksidan bakımında çok yüklüdür ama şeker oranı çok fazladır ve lif oranı düşüktür. Filtrelenmesine rağmen antioksidan oranı azalabilmektedir.
Toz halindeki şekli besin değeri olarak en yüksek olanıdır, lifi ve yağı bitkisel şekli kadar iyi korunmaktadır.
Püre şekli ise acai üzümünün tadını almanın en iyi yoludur.
Özetle acai üzümü tüketmenin püre toz ve meyve suyu olarak birkaç yolu vardır.

SONUÇ
Acai üzümü yüksek antioksidan içeriği sayesinde potansiyel sağlık faydaları olan bir besindir ve bu antioksidanlar özellikle beyine ve kalbe yararlıdır.
Lif ve yağ açısından zengindir.
Acai üzümü kapta veya bardakta smoothie olarak tüketilebilir ama özellikle püre içindeki şekere dikkat edilmesi gerekmektedir.