Son Yazılar

Son Yazılar
Browsing Category "Erkek Sağlığı"

5 adımda libidonuzu yükseltin

- 4 Aralık 2019 Çarşamba No Comments
Testosteron hormonu birincil olarak libidodan sorumludur. Diğer görevleri ise metabolizmamızı, ruh halimizi, enerjimizi kontrol etmektir. Testosteron miktarının azalması hem erkek hem de kadınlarda libidonun azalmasına sebep olur.

Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, libido ve testesteron seviyesinin optimal seviyeye ulaşması için neler yapılması gerektiği hakkında şu bilgileri verdi:

AĞIRLIK ANTRENMANI YAPIN

Egzersiz sırasında ağırlık antrenmanı yapınız. Yağ yakmanın özgüveni arttırmak için harika bir yol olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda yapılan çalışmalar egzersiz yapan bireylerin vücutlarıyla daha kolay temas kurabildiklerini göstermiştir.

KEREVİZ, ÇİKOLATA, İSTİRİDYE, KABAK ÇEKİRDEĞİ

Bazı besinlerin testesteron üzerine direkt etkisi bulunmaktadır. Kereviz ve çikolata hem erkek hem de kadında cinsel isteği arttırıcı etki yaratmaktadır. İstiridye de testosteronu arttırıcı özelliğe sahip olup yalnızca erkeklerde etkilidir. Kabak çekirdeği çok miktarda çinko içerir, çinko da testosteron miktarının artmasını sağlar.

STRES FAKTÖRLERİNİ AZALTIN

Stres ile baş etme yöntemleri ile ilgili profesyonel destek alabilirsiniz.

GECE HAYATINA DİKKAT

Kalitesiz-düzensiz uyku alışkanlıkları ve gece hayatı hormonal dengenin bozulmasına yol açmaktadır. Az uyuduğunuzda, hormonlar dengesizleşir ve zaman içinde cinsel isteğinizi kaybedebilirsiniz. Alkol özellikle kadınların libidosunu önemli oranda azaltmaktadır.

ELMA SUYU, KİMYON, TARÇIN, KAHVE, KARANFİL

Bazı içeceklerin de afrodizyak etkisi olduğu bilinmektedir. Örneğin elma suyunu kimyon ve tarçın ekleyerek içebilirsiniz. Kahve, en iyi libido güçlendirici olabilir. Hindistan'da karanfil, yüzyıllardır erkek cinsel işlev bozukluğunu tedavi etmek için kullanılmaktadır. Karanfil şarabı tercih edebilirsiniz.

TESTOSTERON NEDİR?

Hormonların sadece üreme işlevlerimizden sorumlu olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Hormonlar tabi ki üreme de dahi olmak üzere ruh halimizden, uykumuza; iştahın azalmasından iştahın artmasına ve elbette libidomuza kadar her şeyi düzenlerler. Aynı anda birçok işlev yerine getirmek üzere vücudumuzda 200'den fazla hormon salgılanmaktadır.

Bu hormonlardan biri de Testosteron hormonudur. Testosteron hormonu birincil olarak libidodan sorumludur. Diğer görevleri ise metabolizmamızı, ruh halimizi, enerjimizi kontrol etmektir. Testosteron miktarının azalması hem erkek hem de kadınlarda libidonun azalmasına, kalıcı kilo almaya, yorgunluğa, anksiyete ve depresyona, sindirim sorunlarına, hızlı yaşlanmaya sebep olur. Ayrıca genel hastalık riskini arttırır.

Libido problemlerinin sıkça karşımıza çıkıyor olması ise tesadüf değildir. Nedenleri niçinleri ile ilgili gelin bilgilerimizi bir tazeleyelim.

LİBİDO NEDİR?

Düşük libido, cinsel aktiviteye karşı azalmış ilgi demektir. Zaman zaman cinsel ilişkiye olan ilginin kaybolması yaygındır çünkü libido seviyeleri yaşam boyu değişir. Uzun bir süre için düşük libido endişe yaratabilir. Düşük libido bazen altta yatan sağlık problemlerinin de bir göstergesi olabilir.

DÜŞÜK LİBİDO NEDENLERİ NELERDİR?

Testosteron seviyesinin düşük olması düşük libidonun başta gelen nedenidir. Testosteron seviyesi; desilitre başına 300 ila 350 nanogramın altına düştüğünde, düşük testosteron veya düşük T olarak kabul edilir (ng / dL). Testosteron seviyesi düştüğünde, seks arzunuz da azalır.

İLAÇLAR: Azalan testosteron, yaşlanmanın normal bir parçasıdır. Fakat testosteronda ciddi bir düşüş libidoda azalmaya yol açabilir. Bununla birlikte bazı ilaçlar, testosteron seviyelerini düşürür, bu da düşük libidoya yol açabilir. Örneğin, ACE inhibitörleri ve beta blokerler gibi tansiyon ilaçları boşalmayı ve ereksiyonları önleyebilir.

HUZURSUZ BACAK SENDROMU (RLS): Bacaklarınızı hareket ettirmek için kontrol edilemeyen dürtüdür. Bir çalışmada, RLS'li erkeklerin, RLS'si olmayanlara göre erektil disfonksiyon (bir erkeğin ereksiyona sahip olmadığı durumdur) geliştirme riski daha yüksek bulunmuştur.

DEPRESYON: Kişinin tüm hayatını etkiler. Depresyonu olan kişiler, bir zamanlar zevkli buldukları aktivitelere karşı ilgisizlik yaşarlar. Buna seks de dahildir. Ayrıca kullanılan antidepresan ilaçlarının libidoyu azaltıcı etkisi bulunmaktadır.

STRES: Hormon seviyelerini bozar, arterleri daraltır. Bu daralma kan akışını kısıtlar ve potansiyel olarak erektil disfonksiyona neden olur. The Journal of Nervous and Mental Disease'de yapılan bir çalışmada, psikolojik belirtilerden ve ilişki kalitesinden ayrı olarak stresin cinsel sorunlara doğrudan etkisi olduğu görüşü desteklenmiştir.

UYKU APNESİ: Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi'nde (JCEM) yapılan bir çalışmada obstrüktif uyku apnesine (OSA) sahip erkeklerin testosteron düzeylerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Araştırmacılar şiddetli uyku apnesi olan erkeklerin yaklaşık yarısının gece boyunca çok düşük testosteron seviyelerine sahip olduklarını bulmuşlardır. Dolayısıyla uyku problemleri ile testosteron arasında ciddi bir bağlantı bulunmaktadır.

Stresle yapılan seks gebeliği önlüyor

- 3 Ekim 2019 Perşembe No Comments
Çocuk sahibi olmaya karar veren pek çok çift çoğu kez farkında olmadan büyük bir stres altına girer. 


Seks sırasında stres makul düzeydeyse performansı artırır ve amaca fokuslanmamızı sağlar. Ancak aşırı düzeyde ve uzun süre devam eden stres, seks yaşantınızı etkileyebilir. Stres seviyesi arttıkça doğal yollardan gebelik olasılığı azalır.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, stresin üreme yeteneğimizi etkilediğini gösteren altı işaret hakkında önemli bilgiler verdi:

ÇOCUK YAPMA KORKUSU

Çocuk yapma konusu gitgide sizde takıntı haline gelmeye başlar. Genellikle doğru tanı konmamasının, yetersiz bilginin ve kötü iletişimin bir sonucudur. Bu da çiftlerin kendi kendilerine araştırma yapmasına ve bunalmasına neden olur. Konuya hakim olmadan okunan çelişkili bilgiler sadece stresi artırır. Yanıtı ararken kolayca takıntılı hale gelirsiniz.

SEKS YAŞANTINIZ ESKİSİ GİBİ DEĞİL Mİ?

Stres seks hayatınızı ve cinsel isteğinizi etkiler. Bebek yapmak için seks yapmak doğallığınızı bozar ve keyif almanızı engeller. Zamanı ayarlama zorunluluğu, çifti baskı altında hissettirir.

DUYGUSAL DALGALANMALARDAN ŞİKAYETÇİ MİSİNİZ?

Depresyon ve karakter değişiklikleri sık görülebilir. Birçok çift için yolunda giden ilişki ve sorunsuz bir hayat biter tek amaç çocuk sahibi olmak haline dönüşür.

AİLENİZDEN, ARKADAŞLARINIZDAN UZAKLAŞTINIZ MI?

Eğer çocuk sahibi olmak için uğraşırken kendinizi değersiz ve yetersiz hissediyor, duygusal dalgalanmalar yaşıyorsanız kolayca çevrenizden uzaklaşabilirsiniz. Kimden destek alacağınızı ve kime güveneceğini bilmek zor olabilir. Bu ruh haliyle pek çok çift aile ve arkadaşlarını duyarsız bulur ve destek olmamakla suçlar. Bu da sosyal ortamlardan ve çevrelerinden daha da uzaklaşmalarına neden olur.

ADET DÜZENSİZLİKLERİ Mİ BAŞLADI?

Stres adet döngüsünü bozar. Pek çok kadın çocuk sahibi olma kararından sonra adet düzeninin bozulduğunu ifade eder. Hatta adet tümüyle kesilebilir.

KISKANÇ VE MUTSUZ BİRİ Mİ OLDUNUZ?

Çocuk sahibi olmaya çalışan pekçok kadın hayattan artık zevk almadıklarını ifade etmiştir. Kolayca gebe kalan başka kadınları kıskanmak sonrasında utanma ve suçluluk duygusunu getirir. Tabii ki böyle haberlerin mutluluğuna ortak olabilmek zordur hele duyarsızca ilan edilirse…

PEKİ NASIL ÜSTESİNDEN GELELİM?

  • Gerçekçi olun.
  • Gebeliği hayatınızın odağı haline getirmeyin, başka konulara konsantre olun.
  • Destek almaktan kaçmayın.
  • Keyif almak için seks yapın.
  • Kendi doğrularınızı bulun
  • Asla kendinizi başkalarıyla karşılaştırmayın.

Sperm kalitesini yüzde 47 düşürüyor!

- 21 Mayıs 2019 Salı No Comments
Erkekte hasarlı sperm üretimi ve üreme kapasitesinin düşmesi için, stresli iki ay geçirmek yeterli... Gergin ve stresli geçen iki ay, sperm kalitenizi yüzde 47 oranında azaltıyor ve çocuk sahibi olmanızı güçleştiriyor.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, İsrailli araştırmacılar tarafından, yaş ortalaması 32 olan erkeklerden elde edilen 11 bin sperm örneğinin incelendiği araştırmanın sonuçları hakkında şu bilgileri verdi:

"Yumurtanın döllenmesinde sperm hareketi çok önemli ve sperm hareketinde yavaşlama doğal yollardan gebelik şansını düşüren en önemli etkenlerden biri. İsrailli bilim adamları yoğun baskı ve stress altındaki erkeklerde sperm hareketinde ciddi bozulmalar geliştiğini gösterdiler.

YAŞAM TARZINDA ACİL DEĞİŞİKLİK ŞART

Yaşam tarzında acilen bir değişim olmazsa gelecekle ilgili endişelenmemiz gerek. Daha önce yapılan çalışmalarda sabun, güneş yağı ve plastikte spermi etkileyen kimyasalların varlığı bulunmuştu. Bu fiziksel faktörler yanında stress / kısırlık ilişkisi de çok kuvvetlidir. Adeta bir kısır döngüdür. Spermle ilgili problemler yaşayan erkek, kendini güçsüz hisseder hatta partneriyle ilişkisi bile bozulabilir. Bu da stress seviyesini yükseltir.

Peki erkekler daha sağlıklı spermlere sahip olmak için ne yapmalı?

Sağlıklı vücut ağırlığında olmak

Sigarayı bırakmak

Aşrı alkol tüketmemek

Dar iç çamaşırlarından uzak durmak

Yeterli uyku

Stresten kaçmak

Sağlıklı egzersiz yapıp, fit kalmak."

Baba olamayan erkeklerin yüzde 40'ında var

- 21 Mart 2019 Perşembe No Comments
Adı sık duyulmayan, hatta birçok kişi tarafından bilinmeyen bir hastalık olan testislerdeki kanı boşaltan toplardamarların varisleşmesi sonucu ortaya çıkan "Varikosel", aslında erkeklerin yüzde 20'sinde görülüyor. Hastalığa çocuk sahibi olamama sorunu yaşayan erkeklerde ise yüzde 40 oranında rastlanıyor.

Erkeklerde testislerden çıkan kirli kanı taşıyan toplardamarların (venlerin) bozukluğu nedeniyle iyi görev yapamaması ve buna bağlı içindeki kirli kanı kalbe taşıyamaması sonucu oluşan hastalığın adı Varikosel. Hastalığın en önemli özelliklerinden birisi de kişide genel anlamda herhangi bir şikayet yaratmaması. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Semih Ayan, hastalığın çocuk sahibi olamama nedenlerinden biri de olduğunu vurgulayarak önemli bilgiler verdi;

HİÇBİR BELİRTİ VERMİYOR
Varikoseli olan erkeklerin çoğunda hiçbir şikayet yoktur. Ayakta fazla kalınca ya da fiziksel aktiviteler sonrası artan ağrı olabilir. Bu ağrı, testis ve kasıkta ağırlık asılmışçasına hissedilen bir ağrıdır. Çocuk sahibi olamama nedeniyle yapılan kontroller esnasında fizik muayene ya da ultrasonografiyle fark edilebilir. Çok erken yaşlarda ve çok geç yaşlarda görülen, ani başlayan varikosel olgularında, sağ testiste çok ileri boyutlara ulaşan olgularda testis toplardamarlarının kan akışına engel olabilecek başka muhtemel durumlar da (karın içinde kitle, böbrekte kitle vb. gibi) oluşabilir.

ERKEKLERİN YÜZDE 15-20'SİNDE VAR
Varikosel, testisin toplardamarlarında varis şeklinde genişlemesi sonucunda oluşur. Bu genişlemiş damarlar ilerlemiş olgularda testisleri barındıran torba (skrotum) cildinin altından mor renkli varis paketleri olarak görülebilir ve elle fark edilebilir hale gelebilir. Erkeklerin yüzde 15-20'sinde bulunur, çocuk sahibi olamama sorunu yaşayan erkeklerin ise yüzde 40'ında vardır. Genellikle solda bulunur. Bunun nedeni, sol testisin toplardamar yapısının anatomik özelliğinin farklı olmasındandır."

SPERM ÜRETME FONKSİYONUNU BOZUYOR
Varikosel, testis çevresinde ısı artışına yol açarak testisin sperm üretme fonksiyonunu olumsuz etkiler. Çocuk sahibi olamama (infertilite) nedeni ile doktora başvuran erkeklerin bir çoğunda yapılacak testler ve muayene bulguları eşliğinde varikosel için operasyon kararı verilebilir. Bu operasyondan çocuk sahibi olmak adına göreceğiniz muhtemel yarar hakkında operasyon öncesinde hekiminizden mutlaka bilgi almanız gerekir. İnfertilite dışında bir diğer operasyon gereği de ağrıdır.

Son olarak, erişkinliğe geçiş sonrası erkek çocuklarda görülen varikosel için yapılan takip sonrası testis boyutunda gelişme geriliği görülüyorsa, operasyon yararlı bir yöntemdir."

Bu sporu yapan her 5 kişiden 1’i sakatlanıyor

- 14 Şubat 2019 Perşembe No Comments
CrossFit son zamanlarda popülerleşen bir egzersiz programı türü. Temelde rekabet amaçlı yapılır. Kasların fonksiyonel çalışmasından çok patlayıcı kuvvetin kullanılması bu sporun temelini oluşturur. Amaç aslında esneklik, dayanıklılık, hız ve atiklik ortaya çıkarmak olsa da bir kası fonksiyonel olarak çalıştırmadan yapılan fazla yüklemeler o kasta çeşitli patolojiler açığa çıkarabilmektedir.

Yrd. Doç. Dr. Fizyoterapist Gamze Şenbursa'nın verdiği bilgiye göre, CrossFit yapan her 5 kişiden 1'i sakatlanıyor.

Peki neden?

Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, bunun nedenleri ve alınması gereken tedbirler hakkında şu bilgileri verdi:

FİZYOTERAPİSTTEN YARDIM ALIN
"CrossFit yapmak için kişinin kapasitesinin yeterli olup olmamasına dikkat edilmemesi başlıca sorunlardan biridir. Daha önceki yaralanma öyküsü, kas kuvveti, esneklik, postür, limitasyon değerlendirilmelerinin uzman bir fizyoterapist tarafından yapılması gerekir. Erkeklerde daha fazla sakatlanma meydana geldiği görülmüştür. Yaralanma oranı en fazla olan bölge omuzdur. CrossFit içerisinde bulunan jimnastik egzersizleri omuzda, ağırlık kullanılarak yapılan egzersizlerin omurgaya fazla yük bindirmesinden dolayı belde, yüklenmelere bağlı olarak dizde, sakatlanmalara neden olmaktadır.

ISINMADAN YAPIYORLAR
CrossFit ortalama olarak 20 dakika yapılan bir spordur. Antrenman 20 dakika sürüyorsa ısınma ve soğuma periyotları hangi aralıkta yapılıyor? Isınma ve soğuma periyodunun antrenmanda ne kadar önemli olduğunu hatırlatmamız gerekir. Kaslara yükleme yapmadan önce mutlaka ısınma periyodu koymalıyız ki yapılan bir hareket sonucunda yeterli esnekliği olmayan kaslarda yırtılma gibi patolojiler açığa çıkmasın. Aynı zamanda soğuma periyodu da egzersiz sırasında kaslarda biriken metabolik artıkların uzaklaştırılması ve hareket sırasında gerilen kasların gevşemesi açısından oldukça önemlidir. CrossFit veya yaptığınız diğer sporlarda mutlaka ısınma ve soğuma periyoduna dikkat edin!

CrossFit diğer antrenman çeşitlerinden de birçok egzersiz hareketi içerir. Egzersiz programı her gün farklı hareket paternlerinden oluşur. Monotonluktan kaçmak istenirken aslında sakatlığa davetiye çıkarmamak gerekir. Birbirine mekanizma olarak uygun olmayan antrenmanların bir arada yapılması farklı sakatlanmalara yol açacağı için bu konuda uzman bir kişi ile antrenman programınızın düzenlenmesi çok önemlidir.

ANATOMİK CHECK-UP YAPTIRIN
İşin özü şu ki spor yapmak istiyorsanız öncelikle vücut analizini yaptırmanız gerekir. Anatomik check-up sadece işinin uzmanı kişiler tarafından yapılmalıdır. Bunun için bir fizyoterapiste başvurmalısınız.

CrossFit yapmak istiyorsanız eğer kaslarınızın arasındaki kuvvet oldukça dengeli ve ileri düzey spor yapmaya elverecek kadar da yeterli olmalıdır. Hangi egzersiz programını yapmanız gerektiğini mutlaka danışın! Kas yapacağım derken sakatlanmayın!"

Soğuk hava prostatı tetikliyor..

- 7 Aralık 2018 Cuma No Comments
Erkeklerin yaşam kalitesini olumsuz yönden etkileyen prostatın en sık görülen rahatsızlığı prostat büyümesi. 

Liv Hospital Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Muammer Kendirci soğuk havaların prostatı tetiklediğini vurgulayarak dikkat edilmesi gereken püf noktaları açıkladı. Prof. Dr. Muammer Kendirci "Soğuktan mümkün olduğunca kaçının. İdrarınızı çok fazla bekletmeyin, uygun ortam varsa çok fazla sıkışmayı beklemeden idrarınızı boşaltın. Çay, kahve gibi kafeinli içecekleri özellikle akşam saatlerinde sınırlayın" dedi.

Yaşam kalitesini etkiliyor

Erkekler fark etmese de 35'li yaşlardan itibaren prostat büyümeye başlıyor. Hemen hemen her erkekte prostat büyümesi olmasına rağmen, idrar yapma alışkanlığında bozulma herkeste olmayabilir. Olağan idrar yapma alışkanlığında, tutarlı değişiklikler ortaya çıktığında prostat büyümesi akla gelmelidir. İdrara sık çıkma, gece idrara kalkma, idrar yaparken sızı-yanma, idrarı hemen başlatamama, idrarın kesik-kesik gelmesi, incelmesi, saçılması, idrarı boşaltma süresinin uzaması, birden idrara sıkışma, bazen yetişmekte zorlanma gibi yakınmaları olanlarda prostat büyümesi değerlendirilmelidir. İdrar alışkanlığındaki bu tür bozulmalar erkeklerin yaşam kalitesini etkilemektedir.

Soğuk hava prostatı tetikliyor

Prostat büyümesi olan erkeklerin kış mevsiminde yakınmaları artar. Çünkü vücutta soğuktan en çok etkilenen organların başında prostat gelir. Soğuğa maruz kalma durumunda idrar yakınmalarında akut kötüleşmeler beklenebilir. Prostat büyümesi olan erkekler, özellikle kış döneminde bazı tedbirler alarak idrar şikayetlerini kontrol altına alabilirler.

Prostat Büyümeniz Varsa

  • İhtiyacınız kadar su için.
  • Tüketeceğiniz suyu zamana yayın; bir seferde çok miktarlar yerine, aralıklı ve makul miktarlar tüketin.
  • Özellikle akşam saatlerinde olmak üzere alkolü sınırlayın.
  • Düzenli fiziksel egzersiz yapın.
  • Yatmadan 2 saat öncesinde su içmeyi bırakın.
  • Stresinizi azaltacak uğraşlara daha fazla zaman ayırın.
  • Soğuk algınlığı ilaçları idrar yakınmalarını artırabilir; doktora danışmadan kullanmayın.

İhmal edilen astım KOAH'a dönüşebilir

- 29 Ekim 2018 Pazartesi No Comments
Nefes darlığı, hırıltı ve öksürük belirtileriyle ortaya çıkan astım hastalığı, düzenli takipler ve yaşam tarzı düzenlemeleri ile kontrol altına alınabiliyor. Ancak tedavi edilmeyen astım, benzer belirtiler gösteren ama çok daha tehlikeli bir solunum yolu hastalığı olan KOAH'a dönüşebiliyor. 

Memorial Hizmet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü'nden Uz. Dr. Banu Altoparlak, 16 Kasım Dünya KOAH Günü" öncesinde, KOAH hastalığı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Öksürük ve nefes darlığı astımda ataklarla KOAH'ta ise sürekli görülüyor
Astım ve KOAH hastalıklarının belirtileri birbirine benzerlik gösterse de, aralarında önemli farklılıklar bulunmaktadır. Astım, çevredeki tetikleyici faktörler ve genetik yatkınlıklardan dolayı daha genç yaşlarda yaşanabilirken; KOAH genellikle uzun yıllar sigara içilmesine bağlı olarak belli bir yaştan sonra ortaya çıkmaktadır. Her iki hastalıkta hırıltılı solunum, öksürme, nefes darlığı, balgam, göğüste sıkışma hissi ve yorgunluk belirtileri görülürken astımda bu belirtiler ataklar şeklinde, KOAH'ta ise sürekli yaşanmaktadır. Belirtilerin birbirine benzerliği, teşhis ve tedavi bakımından önemlidir.

Doğru tedavilerle hiç astım olmamış gibi sağlıklı yaşayabilirsiniz
Sigara dumanı, mevsimsel geçişlerde görülen alerjenler ve gribal enfeksiyonlar en sık rastlanan astım tetikleyicileridir. Hastalarının tetikleyicilerden uzak durması ve yaşam tarzını buna göre belirlemesi astımın en önemli tedavi ayaklarından birisini oluşturmaktadır. İlaçları ve gerekli tedavilerini aksatmayan, yaşam tarzını astıma göre düzenleyen hastalar, hayatlarını hiçbir sıkıntı yaşamadan tamamen normal olarak sürdürebilmektedir. İş ve sosyal yaşantılarını sorunsuz yaşayan bu tür astım hastaları, spor ya da farklı aktivitelerde de bulunabilmektedir. Astım hastası olup ses sanatçısı veya maraton koşucusu olan bile bulunmaktadır.

Sigarayı bırakarak KOAH'ı dur deyin!
Tamamen iyileştirilemeyen ve ilerleyici bir hastalık olan KOAH hastalarının sigarayı bırakmaları tedavinin en önemli evresidir. Sigarayı bırakmayarak sadece ilaçlarla KOAH'la mücadele etmek isteyen bir hastanın, nefes darlığı hızla ilerleyerek yaşam kalitesi bozulacaktır. İleri düzey KOAH hastaları sürekli oksijen tedavisine bağımlı hale gelerek en küçük bir eforda bile nefes darlığı yaşayabilmektedir. KOAH hastalığında akciğerlerde ve bronşlarda oluşan tamiri mümkün olmayan hasarın ilerlemesini durdurmaya yönelik tedaviler yapılabilmektedir. .Sigara dumanına bile maruz kalmaması gereken KOAH hastalarının enfeksiyon hastalıklarına karşı da önlem almaları hayati önem taşımaktadır.

Astımın tedavisini ihmal etmeyin
Astım tedavisine başlamadan önce gerekli olan solunum fonksiyon ve alerji testleriyle birlikte kan tetkikleri ve akciğer röntgeninin çekilmesi gerekmektedir. Yapılan tetkikler, hastanın hikayesiyle birleştirilip astımın hangi boyutlarda olduğu belirlenerek tedavi yöntemine karar verilir. Astım teşhisi alıp hiç tedavi görmeyen hastaların neredeyse tamamının rahatsızlıkları yıllar içinde ilerleyerek KOAH'a dönüşmektedir. Bunun tam tersi olarak da astım teşhisi alan ve gerekli tedaviyi gören hemen hiçbir hasta KOAH olmadan hayatını normal insanlar gibi sürdürebilmektedir.

Spordan vazgeçmeyin
Astımda olduğu kadar KOAH hastalığında da kişiler spor ve egzersizden uzak kalmamalıdır. Gerekli tedavilerini olan ve astımını kontrol altında tutan bir kişi doktor kontrolünde rahatlıkla spor yapabilmektedir. Özellikle açık hava sporlarının vücudun kondisyon ve kapasitesini arttırarak astım ataklarını azalttığı bilinmektedir. Nefes almakta zorluk çektikleri için spor ya da egzersiz yapmak istemeyen KOAH hastalarına solunum fizyoterapisti eşliğinde uygulanacak solunum egzersizleri vücudun oksijen kullanımını geliştirmektedir. Bununla birlikte egzersiz ve spor; KOAH hastalarının nefes almasını rahatlatıp, kan dolaşımını geliştirmesi bakımından da önemlidir.

Bilinçsizce uygulanan bitkisel tedaviler şikayetleri artırabilir
Astımla yaşamak mümkünken, hastalığın tamamen iyileştirilemeyeceği unutulmamalıdır. Tedavilerin yarım bırakılması veya tetikleyici etkenlere maruz kalınması astım ataklarının tekrar yaşanmasına neden olabilmektedir. Bilimsel yönden etkileri ispatlanmayan bitkisel ya da farklı tedavi yöntemlerine başvurmak, astımın etkilerini azaltmak yerine çok daha ciddi sonuçlara neden olabilmektedir.

İlişkinin ömrünü belirleyen 6 işaret

- 16 Ekim 2018 Salı No Comments
İkiz gibi olmak zorunda değilsiniz ama asgari müşterekte buluşmanızda fayda var. Yoksa üç vakte kadar hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz.

Müzik zevki
Gülüp geçmeyin! Müzik tercihi, yaşam biçiminin en önemli göstergelerinden biridir. Sizin ruhunuzu hafif müzik okşarken onun hareketli şarkıları yüksek volümden dinlemeyi sevmesi sizi orta ve uzun vadede rahatsız eder.

Tatil tercihi
Siz "her şey dahil" insanıyken onun çadır tatilinde ısrar etmesi üçüncü seferden sonra asabınızı bozar ve tartışma kaçınılmaz hale gelir.

Sigara ve alkol tüketimi
Biriniz sigara içmiyor, alkolden uzak duruyorsa; beraber uyuma arzusu kısa sürede sönecek demektir. Sigara ve alkol kokusu, bu maddelerden uzak duran kişiyi kaçırır.

Eğlence anlayışı
Biri için eğlence gece kulüplerinde dans etmek, diğeri için evde pişti oynamak anlamına geliyorsa sorun vardır. Biri gece kulübünün yüksek volümlü müziği altında dövüldüğü hissiyle saatlerin geçmesini bekler, diğerinin evde pişpirik oynarken içi patlar.

Ailelerle aradaki mesafe
Birinin aile bağları kuvvetli, diğerinin zayıfsa ufukta beliren anlaşmazlıklar hızla yaklaşır. Kimse bir günde aile ve akrabalarıyla arasına mesafe koymaz. Aile ve akraba ilişkilerinde mesafeyi korumaktan yana olan ise, kendini birden kalabalık içinde bulunca korkar ve alanını korumaya bakar. İki taraf da ciddiye alınmadığını düşünür.

Sosyallik
Birinin çok içe kapanık, diğeri çok dışa dönük olması da bir çelişkidir. Birinin telefonu daha çok çalar, çevresi daha geniştir, eve daha fazla kişi davet etmek ister. Diğeri her gün yeni birileriyle tanışmaktan, misafir ağırlamaktan, konuşmaktan yorulur.